Sex Hikayeleri

Gülçinden Anılar 2

O gece Ahmetin evinden çıkar çıkmaz eczaneye yollandım. Ertesi gün hapımı alıp kendimi evime attım. Her yerim ağrıyor, bacaklarıma spazmlar giriyordu. Çok hoş bir tecrübe değildi ama doyurucuydu. Sıcak bir duş alıp yattım. Rüyamda Ahmeti gördüm. Anlaşılan bu herife ve onun muazzam penisine doyamamıştım. Ertesi gün işyerinde yoğun bir gündü. Öğlen yemeğine bile çıkamamıştım. Akşamüzeri Tülin yanıma geldi. “Akşam bir şeyler yapalım mı?” diye sordu. Çok yorulduğumu ve dışarıda sürtmek istemediğimi ama bana gelirse hem bir şeyler atıştırıp hem de sohbet edebileceğimizi söyledim. İşten beraber çıktık. Alışveriş merkezinin kapısından çıkarken Ahmet oradaydı. İkimize bakıp gülerek selam verdi. Tülin kafasını çevirip geçti. “Hayırdır, kötü mü ayrıldınız?” diye sordum Tüline. “Anlatırım” dedi. Yol üzerinden bir şeyler alıp eve girdik. Alelacele bir şeyler hazırladık, bir de şarap açıp sohbete koyulduk. – “Eee” dedim “Anlat bakalım” – Ne anlatayım abla – Ahmete niye surat yaptın? – Aman abla biliyorsun işte – Güzelim herif seni sağlam beceriyordu diye mi küstün? – Abla sağlam beceriyordu ama işin öbür tarafı sıfırdı. Nezaket dediğinin kırıntısı yok adamda. Bir yemeğe gidelim, biraz gezelim, sonra sevişiriz diyorum, anlamıyor. Derdi sadece sikmek. İstemiyorum diyorum anlamıyordu. Her gece her gece olmaz ki. – Güzelim herifi nikahına mı alacaktın? – Aman Allah yazdıysa bozsun. Ben yine de birazcık romantizm olmasını istiyorum sanırım. Benim amacımda temel olarak seks ama… – Anladım hayatım anladım… Tülinin yaşı henüz küçüktü. Erkekleri benim kadar tanımıyordu. Ben duygusal oyunlardan sıkılalı çok olmuştu. Amaçları seks olan erkeklerin yapmacık aşk gösterileri beni o kadar da ilgilendirmiyordu artık. Avrupalı erkeklerin dürüstlüğü yanında Türk erkeğinin yalancılığını çözeli çok olmuştu. Ama Tülin henüz kendini kandırma sürecini aşamamıştı. Ben bunları düşünürken Tülin “abla çok sıcak oldu, soyunsam ayıp olmaz değil mi” diyerek üzerini çıkartmaya başladı. Ceketini, gömleğini, eteğini çıkarttı. Sütyen ve külotlu çorabıyla kalmıştı. “Sana bir t-shirt vereyim, iyice rahat et” dedim. Uzunca bir t-shirt buldum içerden. Tülin sütyenini ve çorabını da çıkartırken onu izliyordum. Bacakları çok düzgündür zaten Tülinin. Dolgun göğüsleri ve iri meme uçlarıyla gerçekten güzel bir kızdı. Üniversitede okurken bir kez meraktan, daha sonra da bir kez zorunluluktan kadınlarla yatmıştım. Tülini izlerken kendimi bir garip hissettim doğrusu. Sonra da hemen bu düşünceleri kafamdan kovarak sohbete devam ettim. Bu arada ikinci şişeyi de yarılamıştık. Tülinin kadehini doldururken konuşmaya devam ettim – Çok mu kabaydı yatakta? – Hem de nasıl abla. Herif seks için yaratılmış. Cem Yılmazın sperm bankası esprisi gibi, bankayı yıkar anlayacağın. İkimizde buna epey bir güldük. İçkinin etkisiyle fazlasıyla rahat davranmaya başlamıştı Tülin. Ahmete oral seks yaparken kendini tutamayıp nasıl kustuğundan, anal seks sonrası tuvalete zor yetiştiğine kadar her şeyi anlattı. Hatta tuvalete koşarken Ahmetin dayıoğluna çıplak yakalandığını, oğlanın gözlerinin nasıl büyüdüğünü taklidini yaparak öyle bir anlattı ki gülmekten yerlere yattık. Bu arada masadan koltuğa geçmiş, konuşurken birbirimize dokunmaya başlamıştık. Tülin bir süre sonra kucağıma yattı. Ben de garip bir dürtüyle saçlarını okşamaya başladım. – Biliyor musun abla, Ahmetle son bir kez daha yatmak isterim aslında. Son ama, başka olmayacak. – Biliyorum – Nereden biliyorsun – Ben de istiyorum çünkü – Nasıl yani – Ben de Ahmetle bir kez daha yatmak istiyorum Tülin kafasını kaldırıp, içk**en hafif kızarmış gözleriyle bana anlamsızca baktı. O kadar hoş bakıyordu ki… – Tülin ben dün gece Ahmetle yattım – Hadi canım – Evet – Dalga geçiyorsun – Niye dalga geçeyim aşkım? Siz ayrılmıştınız, senin de Ahmete karşı duygusal bir şeyler hissetmediğini biliyordum. Denk geldi ve yattık. “Abla az değilsin” derken kadehini fondipleyip tekrar başını bacaklarıma koydu. “Nasıl oldu, anlat” deyip gözlerini kapattı. Aynı size anlattığım gibi tüm detaylarıyla, sanki bir masal anlatır gibi Tüline anlattım. Ahmetin spermlerini nasıl yuttuğumdan, ayaklarım omuzlarındayken nasıl orgazm olduğuma kadar her şeyi. Bunları anlatırken Tülin gözlerini hiç açmadı. Vücut dili etkilendiğini gösteriyordu. Bacaklarını bitiştirip yavaşça birbirlerine sürtüyor, kalçalarını koltuğun sert kısmına dayamaya çalışıyordu. Göğüs uçları neredeyse beyaz t-shirtü yırtacak kadar irileşmişti. Ahmeti son kez ağzımla nasıl boşalttığımı, simsiyah göğüs kıllarının nasıl beyaza boyandığını anlatırken Tülin elini bacak arasına atmamak için kendini zor tutuyordu. Sustum, kadehime uzandım, kadehin dibinde kalan son kırmızılığı da yuttum. Tülinin sarı saçlarını okşarken, “çok güzel anlatıyorsun” dedi. “Daha güzelini de yapabilirim” dedim. Bu laf ağzımdan nasıl çıktı bilmiyorum. Lezbiyen değildim. Erkeklerden ve içimin dolu olmasından hoşlanıyordum. Her kadın kendi cinsiyle sevişmenin nasıl olacağını merak eder. Ben bu merakımı daha önce gidermiştim. Hatta zorunluluktan yaşadığım lezbiyen ilişk**en de hiç zevk almamıştım. Anlayacağınız bir kez daha böyle bir etkilenme yaşayacağımı hiç düşünmemiştim. Demek bilinçaltımızı ve orada yatanların neler doğurabileceğini her zaman kontrol edemiyoruz. Üstelik Tülinin ne tarz bir tepki vereceğini o an hiç tahmin edemiyordum. Kızın 15 gün önce ayrıldığı sevgilisiyle yatmış, bunu da tüm detaylarıyla ona anlatmıştım. Bu kadar içkili olmasam herhalde yapmazdım bunu. Üstelik şu an Tülini öpmek istiyordum. Belki de henüz unutmadığı eski sevgilisini elde etmenin vicdan azabını azaltmak için ona zevk vermek istiyordum. Evet, tam olarak buydu sanırım. Tülinden zevk almak değil, ona zevk vermek istiyordum. Ben kafamdaki sorgulamalarla meşgulken Tülin gözlerini tekrar açtı. Salonumun pastel renkleri ve loş aydınlatmanın ışığı altında çok masum, bir o kadar da çekici görünüyordu. Elimi yanağında gezdirdim. Sonra elim koltuk altlarından beline doğru kaydı. Tülin ne olacağını bilemez ama merak içindeymiş gibiydi. Ona doğru eğilirken gözlerini kapattı. Kırmızı rujlarımız buluştu önce tedirgince. Ben dudaklarımı aralayıp biraz daha cesurca alt dudağını kavradım. Tepki vermiyordu. Öylece duruyordu sadece. Elimi t-shirtün altına sokup çıplak bedeniyle buluştum. Siyah saçlarım onun sarışınlığıyla iç içe geçti. Uzun uzun öptüm Tülini. Bugüne kadar arkadaşlık çerçevesinin ötesine geçeceğini hiç düşünmediğim ilişkimiz başka bir yöne kaymıştı. Bunu kimse tahmin edemezdi. Tülin hala kapalı gözleri ve dudaklarıyla tepkisizdi. Dillerimiz hala buluşamamıştı. T-shirtü iyice yukarı çekip göğüslerini serbest bıraktım. Göğüs uçlarını nazikçe yoğurmaya başladım. Tülin ilk kez hafifçe inledi ve dudaklarını dudaklarımdan kurtarıp kısık bir sesle “ne yapıyoruz biz?” deyip elini bacak arasına attı. Külotunun üzerinden kendini okşarken dudaklarını aralayıp dilini bana sundu. Uzun uzun öpüştük. Göğüs uçlarının etrafındaki damarlar çatlamak üzereydi. Yerimden doğruldum. Onu da kaldırıp kendime çektim. Şimdi oturur vaziyette öpüşüyorduk. Elimi vajinasının üzerine atıp okşamaya başladım. Tülin sırılsıklamdı. Diğer elimi de saçlarının arasından geçirip ensesine koydum ve Tülini tam olarak ele geçirdim. Sırada vücudunu fethetmek vardı. Eve gelip yemek hazırlama telaşından üstümü değiştirememiştim. Hala iş kıyafetim olan etek-ceket kombinasyonuylaydım ve ortam çok ısınmıştı. Yavaşça kendimi geri çektim ceketimi çıkarttım önce. Tülin tecrübesizliğiyle bana yardım edip etmemesi gerektiğini çözemiyordu. Sonra gömleğimi çıkarttım. Tülin o sırada bir şeyler yapması gerektiğini hissedip uzandı ve sütyenimin kopçalarını açtı. Çıplak kalan göğüslerime dokunma konusunda tedirgindi. Elini tutup göğsümün üzerine getirdim. Tülin beceriksizce göğüs ucuma masaj yaparken yeniden öpüşmeye başladık. Eteğimi ve çorabımı çıkartmaya gerek yoktu. Bu gece Tülinin olmalıydı. Koltuktan kalktım. Tülini tutup koltuğa tam olarak yatırdım. Yere diz çöküp bacaklarını havaya kaldırıp külotunu ağır ağır çıkarttım. Hafif tüylü vajinasını parmaklarımla yoklarken, Tülin derin bir iç geçirerek başını geriye atıp gözlerini kapattı. Artık kendi başımaydım. Tüline vaat ettiğim zevki tattırmanın zamanı gelmişti ve o bana yardımcı olmayacaktı. Hünerlerimi ve tecrübelerimi konuşturmanın zamanı gelmişti. Önce iki parmağımla klitorisini nazikçe yoğurdum. Tülinin titremeleri ve kasılmalarından ne kadar zevk aldığını anlayabiliyordum. Sonra yavaşça dilimin ucuyla dokundum. Dilin pürtüklü yapısının nasıl bir zevk verdiğini biz kadınlar anlarız ancak. Tülinin sıklaşan nefesleri ve tutamadığı iniltileri beni de tahrik ediyordu. Bir elim kendi vajinamdaydı. Dilim artık vajinasının dudaklarını aralayıp Tülinin içine de giriyordu. Önce bir sonra da iki parmağımı yolladım sırasıyla Tülinin içine. Artık kendini tutamıyordu. Hareketleri kontrolsüzleşmişti. Birden uzanıp saçlarımdan tutup vajinasına iyice bastırdı kafamı. Gelmesi çok yakındı. Gelirken yüzünü görmek istiyordum. Biraz uzaklaştım ve iki parmağımı hızlı hızlı içine sokup çıkartırken diğer elimle de klitorisini yukarı aşağı sıvazlıyordum. Tülin büyük bir iniltiyle kafasını kaldırdı. Gözlerindeki “inanmıyorum” ifadesiyle bana bakarak “aaaaaahhhhh” diye bağırarak gelmeye başladı ve hiç aklıma gelmeyen bir şey yaparak sıvılarını suratıma fışkırtmaya başladı. Böyle boşalan kadınlar olduğunu biliyordum ama bir gün bununla karşılaşacağımı düşünmemiştim, lezbiyen değildim sonuçta. Tülin resmen bir erkeğin boşalması gibi bariz şekilde vajinal sıvılarını dışarı püskürtüyordu. Refleksle geri kaçmaya çalışsam da ilk salvonun tamamı yüzüme gelmişti. Kirpiklerimdeni alnımdan, burnumdan ve dudaklarımdan süzülen akışkan sıvı önce göğüslerime sonra göbeğime oradan da eteğime kadar aktı. O şaşkınlıkla durmuş olmalıyım ki Tülin “soooook, sooooooook parmaklarını içime, durma” diye bağırdı. Hızlı hızlı sokmaya devam ettim. Sıvıların bir kısmı gözüme kaçmıştı ve gözüm yanıyordu. Dudaklarımda kalan tat ise oldukça tuzluydu. Ben bu garip deneyimi tadarken Tülin içine giren elimi yakaladı, son birkaç kez sertçe içine gömüp durdu ve içinden çıkartıp koltukta yan döndü. Feci şekilde titriyordu. Güzel bir orgazm yaşadığı belliydi. Ona dokunmalı mıydım kestiremiyordum. Yumuşakça kalçalarını okşamaya başladım. “Yapma” dedi. Bir süre öylece yattı. Onu izliyordum. 10 dakika sonra kalktı. Hiçbir şey olmamış gibi giyindi. “Gitmeliyim” dedi. – Geç oldu, kalsana – Hayır gitmem lazım – Peki… Çantasını omzuna atıp kapıya doğru yürüdü. “Tülin” dedim. Cevap vermedi. Kapıyı açtı ve arkasına bakmadan çekip kapattı. Camdan ıslak İstanbul kaldırımlarında uzaklaşmasını seyrettim. Elimden bir şey gelmedi. Zaten yapacak çok bir şeyde yoktu… Tülin gittikten sonra, o gece kendimi çok garip hissettim. Bir türlü uyuyamadım. Allahtan ertesi gün offtum ve evde tek başıma kalmak iyi gelir diye düşündüm. Tam aksine afakanlar bastı. Ertesi gün Tülinin yüzüne nasıl bakacaktım. vicdan azabımla boğuşurken akşam üzeri telefonum çaldı. Eski kırıklarımdan biri arıyordu. Zaten penislerine kan yürüyünce akıllarına gelirim sadece. Normalde pas vermezdim ama canım çok sıkkındı ve kafa dağıtmak iyi olacaktı. Aptal bir barda sıkıcı muhabbetlerden sonra gece elbette yatak odamda bitti. Yarım yamalak bir orgazm ve sabah kaldırıp defettiğim sıradan adamlardan biri daha. Onun altındayken bile Ahmeti hayal etmem ise tam bir faciaydı. Bunun kaçarı yoktu artık, Ahmetle yine yatacaktım. Ertesi gün işe gittim. Parfümeri mağazalarında gördüğünüz o güzel, bakımlı satış elemanları var ya. Hani hep gülümserler. O güzel bakışların ardında ne fırtınalar kopmaktadır aslında. Tülin tüm gün beni görmezden geldi. Ne zaman yaklaşsak hemen arkasını dönüyordu. Zorlamanın anlamı olmadığına karar verdim. Bir süre üzerine gitmemeye karar verdim. Tülin 10 gün sonra aynı alışveriş merkezinde bir giyim mağazasına transfer oldu. Artık neredeyse hiç göremiyordum onu. Aradan 1,5 ay geçti. Ahmetle bir türlü denk gelemiyorduk. Ayağına gidip “beni bir daha becersene” demeyi de kendime yediremiyordum nedense. Bu arada dedikodu kazanı alışveriş merkezinde Ahmetle ilgili söylentiler ayyuka çıkmıştı. Yok mağaza sahiplerinden birine jigololuk yapıyormuş, yok yan mağazadaki yeni yetme kızın bekaretini bozmuş. Ahmet gittikçe fenomene dönüşüyordu. Alışveriş merkezinde ne kadar yollu kaltak varsa hepsi peşindeydi damızlığın. Son dedikodu ise koridorda duran şekerleme reyonundaki kızı arkadan becermeye çalışırken hastanelik ettiği yönündeydi. Gerçekten de o iri kalçalı kızıl hatun 1 hafta işe gelmemişti. İşe başladığında ise bir süre hep ayakta gördüm onu. Tabi bunları duydukça sinir oluyordum ve arzum daha da artıyordu. Çekingenliğimi bir kenara bırakmaya karar verdim yoksa uzun süre sıramı beklemek zorunda kalacaktım. Bir sabah işe gelirken kapıda rastladım Ahmete. Tek başına sigara içiyordu. Bu fırsatı kaçırmamalıydım. – Günaydın – Sana da günaydın yavru kuş – Ne var ne yok – Aynı, hırsızları kovala dur – Görüşemiyoruz – Ne o, özledin mi yoksa beni? – Ben özledim de sen pek özlemedin galiba – Vaktim olmadı özlemeye Başka biri bu lafı etse tepkim pis olurdu. Barda ben yanındayken başka bir kızla oynaşmaya kalkan eski sevgililerimden birine yaptıklarım arkadaş çevresinde hala anlatılır. Ama bu durum farklıydı ve alttan almaya karar verdim. – Çok meşgulsün öyle mi? – Eh, biraz – Şu şekercideki kızılı duydum. Yazık etmişsin kıza – O kadar kasmasa kendini bir şey olmazdı. Bir de hastane aradık gecenin bir yarısı – Yanlış kızlarla takılıyorsun hayatım. Sana hayatının anal seksini yaşatabilirim. – Yatakta öyle demiyordun. “Hani ortalığı bok götürecekti” deyip gülmeye başladı – Seninki gibi bir aleti hazırlık yapmadan kimse alamaz. Ne dersin, denemek ister misin? – Kızım git işine. Ufacık bir kıçın var, dağılıp gidersin altımda. Bir de sana hastane masrafı yapamam – Var mısın iddiaya? O canavarın hepsini alacağım içime. Bir tek topların kalacak dışarıda. – Bunu yapabilen olmadı daha. Yazık olur sana. – “Yarın akşam bana gel ve parçala beni” dedim. O an Ahmeti en yakın tuvalete atıp kendimi siktirmekten başka bir şey istemiyordum. “Peki, kendin kaşındın” derken onun da aynı şeyi istediğini hissettim. “Sana adresi mesaj atarım” deyip telefon numarasını aldım ve içeri girdim. Arkamdan kalçalarımı süzdüğüne emindim. Mağazaya uğrayıp kendimi tuvalete attım. Bir süre kendimi okşadım ama bu daha da azdırdı duygularımı. Ertesi günü nasıl bekleyeceğimi bilmiyordum doğrusu. Günü zar zor bitirip işten çıktım. Eve giderken yarınki misafirim için yiyecek–içecek alışverişi yaptım. Unutulmaz bir gece olmasını istiyordum. Sabahta işe telefon edip çok hasta olduğumu, gelemeyeceğimi söyledim. Duşumu alıp, kuaförde uzun bir seansla ağda, manikür, pedikür, makyaj, fön işlerimi de halledip eve geldim. Asıl hazırlık şimdi başlayacaktı. Eczaneden aldığım lavmanı kendi kendime uygulamak epey zahmetli oldu ama buna mecburdum. Artık kendimi tertemiz hissediyordum. Yurtdışından aldığım kayganlaştırıcıyı da ince ince anüsümün heryerine uyguladım. Zaten bu lubricanta güvenmesem Ahmetle anal seksi hiçbir şekilde düşünmezdim. Vücudum Ahmet için hazırdı. Fazla zahmetli olmayan bir sofra hazırladım ve giyinmeye başladım. Beyaz jartiyer çoraplarımı giydim ama jartiyer takmadım. Silikonlu çoraplar sevişirken daha rahat oluyor. Yüksek topuklu beyaz terliklerim ve göğüs kısmı transparan, önden açılan beyaz babydollumu da giydim ve artık hazırdım. Beyaz külotumu son anda giyecektim. Kayganlaştırıcıyı emmesini istemiyordum. Saat 7 olmuştu ki kapı çaldı. Hemen koşup külotumu da giyip kapıyı açtım. Ahmet kapıyı o halde açmama şaşırmış görünmedi ama beğendiği ortadaydı. – Hoş geldin – Hoş bulduk yavrum, pek yakışmış beyaz beyaz Gerçekten güzeldim. Esmer tenim ve düz fönlü siyah saçlarım beyazların içinde daha da hoş görünüyordu. Gerdek gecesini yaşayacak gelin gibiydim. Aslında bir nevi gerdekti. Anal seks yapmıştım daha önce ama bu azman anüsümün bekaretini tam olarak alacaktı bu gece. En derinlerimi bu kaba saba herif keşfedecekti ilk kez. Paltosunu çıkartıp üzerime hamle yapmıştı ki, “dur” dedim. – Önce banyo yapacaksın – Nee? – Bak sana sofra hazırladım, ben yemekleri koyana kadar hemen bir duş yap. Bak bu kadar hazırlandım. Temiz bir evde alacağı duş fikri hoşuna gitti sanırım. İtiraz etmedi. Banyoyu gösterdim. Eski sevgilimden kalma bornozu kapının arkasına asıp çıkıyordum ki, beni tutup dudaklarıma yapıştı. Leş gibi sigara kokuyordu. “Diş fırçası da koydum duşa” dedim. Memnun kalmadığımı anlayıp “tamam tamam” dedi. Hayret, pek laf dinliyordu bugün. Herhalde yaptığım hazırlıklar biraz insanlık uyandırmıştı içinde. Mutfağa geçip fırındaki biftekleri tabaklara koydum. Kendime her zamankinden az koymuştum. Bağırsaklarımda istediğim tek hareket Ahmetin penisinin giriş çıkışıydı. Tam içkileri masaya taşıyordum ki Ahmet banyodan çıktı. Bornoz küçük gelmişti elbette ve inanılmaz komik görünüyordu. Beyaz havluların içinde kıllı bir ayı. Gülmemek için zor tuttum kendimi. – Şarap mı rakı mı? – Rakı tabi, şalgam suyu var mı? – Kebapçı mı burası? – Et yapmışın işte – Floransa usülü biftek o – Ne haltsa, et ettir Bunu derken elini popomda gezdirmesi ayrı bir ironiydi tabi ama ben de onun etini istiyordum sonuçta. Masaya otururken yine sevgilimden kalma Bvlgari Aqua parfümden sıktım Ahmete. Damızlık şimdi hem temizdi hem de güzel kokuyordu. Yemeğe gömülüp, rakısından kocaman bir yudum alırken onu izliyordum. Birazdan beni tam anlamıyla becerecekti bu koca herif. Islanmaya başlamıştım. – Pek popülersin alışveriş merkezinde – Öyleyim valla – Ne cevizler kırdın bakayım benden sonra? – Bir sürü, hangisini anlatayım? – Bizim yan mağazadaki kızın bekaretini bozmuşsun? – Hangi kız? – Şule yok mu, 19 yaşında, Zarada çalışan. – Haa, yok be dedikodu – Jigololuk yapıyormuşsun güya patronlardan birine – Onu da duydum, yalan, bir sefer siktim. Hediye falan yolladı mağazadan, adım çıktı. – Başka kimleri götürdün bakayım? – Zehra var alt kattaki cafede. Pelin bizim güvenlikten, Kontörcü Duygu… – Nişanlı o be! – Eee? Ne olmuş? – Nasıl ne olmuş, nişanlısı duyarsa? – Doyursaymış karıyı. Ben mi ayarttım. Kendi geldi. – Oha yani! – Ha bir de müşteri siktim. Hem de kapalı parkta, arabasının içinde. O arabayı nasıl temizletti bilmiyorum. – Şekerci nasıl oldu? İyileşti mi? – Ne biliyim be? Bir gecelik bir şeydi, burnumdan geldi zaten. – Tülinle görüşüyor musunuz? – Yok – Özledin mi peki – İyi kızdı aslında ama yatakta iyi değildi. – Seni doyurmak kolay değil ki… – “Sen doyuruyorsun ama beni” derken tabağındaki son lokmayı da ağzına atıp, rakısını fondipledi. – Tazeleyeyim mi? – Doldur Ayağa kalktım. Rakısını doldururken göğüslerim hemen burnunun ucundaydı. “Tatlı?” diye sordum ona dönüp. Rakısını eline aldı, yine koca bir yudum yolladı midesine. Bana baktı. Öbür eliyle ensemden yakalayıp yere çömeltti. Ne istediği belliydi. Bornozunun önünü açtım ve işte oradaydı. Tam olarak uyanmamıştı. Önce testislerinden başladım yalamaya. Kocaman topları vardı. O kadar spermi başka ne üretebilirdi ki. Bu arada Ahmet bir de sigara yakmıştı. Keyfe bakar mısınız? Elinde rakısı, sigarası, bir yandan da beyime oral seks yapılıyor. Tüm maharetimi gösteriyordum. Arada kafama bastırıyordu ama bu aletin tamamını ağzıma almam imkansızdı. Yine de elimden geleni yapıyordum. Gittikçe büyümüştü. Tam boyutuna ve sertliğine ulaştığında saçlarımdan tutup kendine baktırdı. Yarım kadeh rakıyı tek seferde yuttu, sigarasını söndürdü ve ayağa kalktı. Önümde iki tane dev duruyordu. Beni de kaldırdı. Masaya domaltıp babydollumu yukarı kaldırdı. Külotumu ipinden tutup kenara çekti. Beklediğimden daha nazik davranıyordu. Yavaş yavaş vajinama girdi. “Ooooooohhhhhhh” diye inledim. Çok güzeldi. Hoyratça arkadan gireceğini düşünüp kasılmıştım ama şimdi çok zevk alıyordum. Yavaş yavaş yapıyordu ama bu bile masanın sallanmasına ve şarap kadehimin devrilip bembeyaz örtüyü kızıla boyamasına engel olamadı. Umarım bu gece gördüğüm son kırmızı leke bu olur diye düşündüm. Hala anüsümü parçalayıp parçalamayacağından emin olamıyordum. Acaba daha çok mu sürmeliydim kayganlaştırıcıdan? Ben bunları düşünürken daha da hızlanmıştı. Bir ayağımı sandalyeye atıp vajinamı olabildiğince açtım. Hafif hafif inliyordum. Beni becerirken üzerimden uzanıp masadaki üzümlerden alıp yiyiyordu. Ahmet tam anlamıyla keyfimi sürüyordu. Bu arada kalın parmaklarından birinin arka deliğimi okşadığını hissettim. “Ne sürdün kız buna” dedi. “Durma, sok parmağını” diye inledim. Önce bir sonrada iki parmağını gömdü anüsüme. İşte şimdi zevkten ölebilirdim. “Geliyorum” diyebildim ve sonra bacaklarımın kontrolünü kaybettim. Muhteşem bir orgazmdı. Bağıramamıştım bile, bir anda olmuştu. Soluğumu toparlamaya çalışırken hıçkırmaya başlamıştım. “Aman Tanrım” diye düşündüm, “bu herifte şeytan tüyü var”. Kontrolümü kaybettiğimi anlayan Ahmet beni tutup kendine çevirdi ve kalçalarımdan kaldırıp masaya oturttu. Oturur vaziyetteydim ve normal büyüklükte bir penis bu pozisyonda kesinlikle içime giremezdi. Ama bu azmanın boyu mutfağa gitsem yetişecekti neredeyse. Bir elimle Ahmetin ensesine yapıştım. İnanılmaz bir şey yaşıyordum. Bu pozisyonda bir orgazm daha yaşamak istiyordum. Vajinama girerken aynı zamanda klitorisime de değiyordu aleti. “Devam et” diye inledim ama Ahmet gelmek üzereydi. Birden elime demin devrilen şarap kadehim ve aklıma çılgın bir fikir geldi. Kadehi elime alıp “buna boşal ne olur, yutmak istiyorum” dedim. Yüzüme anlamsızca baktı ve içimden çıkıp aletini sıvazlamaya başladı. Kadehi tam penisinin başına getirip “hadi aslanım boşal, attır döllerini kadehime” dememle kükreyerek başını geriye attı ve ilk salvosunu yolladı. Kadehten tek bir spermin bile kaçmasını istemiyordum. Açıyı ayarlayıp bunu başardım. Ahmet durmuyordu. Diğer elimi toplarına atıp okşamaya başladım. Bu arada sayıyordum. Tam 9 salvo yolladı kadehe. Bitirdiğinde Ahmet çok da küçük olmayan kadehin üçte ikisini doldurmuştu. Penisini dibinden tutup başına kadar sıkıp bir şey kalmadığına emin olduğumda kadehi masaya bırakıp kalktım. Bu arada Ahmet geri geri gidip koltuğa çökmüştü. Güzel bir boşalma yaşadığı belliydi. Kalkıp rakı koydum. İki tane de buz atıp bardağı Ahmete verdim. Küllükle sigarasını da verip masaya döndüm. Şimdi kendi içkimi hazırlama zamanıydı. Ahmetin dölleriyle dolu kadehime çok az kırmızı şarap koydum. Spermin sedefli gibi yapısına biraz kırmızılık çok yakışmıştı. Kadehimi alıp yanına oturdum. Gözlerinin içine bakıp, parmağımla kadehimi ağır ağır karıştırdım. Parmağımı yalayıp ilk yudumumu aldım kadehimden. Ahmet “manyak” dedi. Normalde sigara içmem ama bu buruk tadın yanında iyi gidecekti. Yaktım bir tane. Kadehimdeki yapışkan sıvı boğazımdan aşağı süzüldükçe sarhoş gibi hissediyordum kendimi. Ahmet de rakısından içerken beni izliyordu. Kadehin yarısını yutmuştum. Sigaramı söndürdüm. Ahmetin gözlerine bakarak tek seferde kalanın tamamını diktim. Ağır ağır akıyordu Ahmetin dölleri. Dilimi de kadehe sokup kenarda yapışanlar dahil hepsini yaladım. Ahmetin çocuklarını yemiştim. Midem bir garip olmuştu ama çok da hoşuma gitmişti. Loş aydınlatmalı salonumda beyazlar içinde bir gelin gibiydim. Günahkar bir gelin ama…

GÜLÇİN ANILAR 2.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir